Haçlı seferleri

11-13. yüzyıllar arasında Hıristiyanların İslam alemine yaptıkları seferlerdir. 11. yüzyılda Avrupa İslam dünyasına göre pek geri bir durumdaydı. Sadece Doğu değil, İspanya ve Portekiz'in de Önemli kısımları Arapların elindeydi. Avrupa, ekonomik bakımdan, Doğu'nun zenginliklerine şiddetle muhtaçtı. Dünya ticaretine hakim olan Müslümanlar, ham madde kaynaklarını, sanayi mahsullerini ellerinde bulunduruyordu. Öte yandan 1071'deki Malazgirt savaşında Bizans ordusunu perişan eden Türkler, kısa bir süre içinde bütün Anadolu'yu Bizanslılar'dan temizlemiş, İzmir'e, İstanbul'a kadar gelmişlerdi.

Türkler'in bu durdurulmaz kudreti Hıristiyan Avrupa devletlerinin gözünü büsbütün korkuttu. Türkler'in yayılmasını önlemek ve İktisadi faydalanmalar sağlamak için, o zamanlar, milli duygulardan daha kuvvetli olan din duygusuna hitap etmek yoluna gidildi. Papalık, Kudüs'ü «dinsiz» Türklerden kurtarmak için bütün Hıristiyanlığı birleşmeye çağırdı. 1096- 1270 yılları arasında devam eden Haçlı seferlerinin sayısı 8'dir.

1. Haçlı Seferi (1096- 1099): Bütün Avrupa'yı dolaşan Pierre L'Ermite adlı bir rahip, Doğu'nun zenginliklerini yağma etmek telkiniyle fakir halkı ayaklandırdı. Sayısı bir milyona yaklaşan bir sürü, Anadolu'ya geçtiyse de Selçuklular tarafından yok edildi. 1097'de, bu defa büyük askeri kuvvetlerle gelen Haçlılar, Bizanslılarla da birleşerek Türkler'e hücum ettiler. Çetin savaşlardan sonra İznik'i Türklerden aldılar. Anadolu'ya geçip Antakya'yı da aldılar. Sonunda 1099'da Kudüs'ü de almayı başardılar. Müslümanları kılıçtan geçirdiler.

2. Haçlı Seferi (1147- 1149): Türkler'in Urfa'yı Haçlıiar'dan alması üzerine tertiplendi. Haçlılar Şam önlerinde büyük bir bozguna uğradılar.

3. Haçlı Seferi (1189- 1192): Sultan Salahattin Eyyubi 1187'de Kudüs'ü Haçlılar'dan geri almıştı. Bunun üzerine bizzat Almanya, İngiltere ve Fransa kralları idaresindeki Haçlı orduları hücuma geçtiler. Almanya İmparatoru Friedrich Barbarossa, Göksu nehrini geçerken boğuldu. İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard ile Fransa Kralı Phlippe Auguste de bir başarı kazanamadan Salahattin Eyyubi ile barış yaptılar. En ünlü Haçlı seferi budur.

4. Haçlı Seferi (1202- 1204): Garip bir Haçlı seferidir. Alman İmparatoru Heinrich tarafından düzenlendi. İstanbul'a gelen Haçlılar, şehri yağma ettikten sonra, Türkler'in üzerine yürümekten vaz geçip burada bir imparatorluk kurdular. Bizanslılar İznik'e çekildi.

5. Haçlı Seferi (1217-1221): Kahireye kadar gelen Haçlılar, Salahattin Eyyubi tarafından perişan edildi.

6. Haçlı Seferi (1228-1229): Bu seferde önemli savaş olmadı. Kudüs sulh yolu ile Hıristiyanlar'a verildi.

7. Haçlı Seferi (1248-1254): Kudüsün, Türkler'in eline geçmesi üzerine düzenlendi. Fransa Kralı'nın komutasındaki Haçlılar yenildiler, Kral Saint - Louis esir edildi.

8. Haçlı Seferi (1270): Yine Fransa Kralı Saint - Louis düzenledi. Bu sefer Müslümanları batıdan vurmak istiyorlardı. Tunus'a çıktı. Fakat şehri kuşatırken öldü.

Haçlı Seferleri sırasında, Haçlılar tarafından çeşitli devletler kurulmuştur. Bunlar arasında yüzlerce yıl yaşayanlar vardı. Başlıca Haçlı devletleri Kudüs Krallığı, Trablus Kontluğu, Kıbrıs Krallığı, Antakya Prensliği, Naksos Dukalığıdır. 1096-1270 seneleri arasında, Müslümanlara karşı tertib edilen Haçlı seferleri sonucunda bir takım Latin devletleri kuruldu. Bunlar, Kudüs Krallığı, Kıbrıs Krallığı, Trablus Kontluğu, Antakya Prensliği, Urfa Kontluğu, İstanbul Latin İmparatorluğu, Mora Prensliği, Atina Dukalığı, Kefalonya Kontluğu, Naksos Dukalığı, Saint Jean Şövalyeleri idi. Bu Latin devletleri Türkler tarafından ortadan kaldırıldı ve Haçlılardan hiçbir iz bırakılmadı.

haçlı seferleri

Fakat Haçlı seferleri, 1270 senesinde son bulmuş değildir. Her zaman Hıristiyanlar, Müslümanlara karşı askeri kuvvet birleşiminin yanında; siyasi, kültürel ve ekonomik alanlarda da cephe birliği içinde olmuşlardır. Asırlarca devam eden Haçlı seferleri sonucu, pekçok kan döküldü ve milyonlarca insan can verdi. Nice ülkeler harab oldu. Dini, siyasi, sosyal, kültürel, iktisadi birçok hadiselere sebep oldu. Müslümanlara karşı savaşa katılmaya teşvik için Avrupa’da bir çok hıristiyan tarikatları kuruldu. Seferlere iştirak için Avrupalıların dindarına, maceraperestine, işsiz-güçsüzüne ayrı ayrı vaadlerle propaganda yapılıp, Müslümanların karşısında bütün bunların boş çıkması neticesinde papalığın ve kiliselerin otoritesi sarsıldı.

Bu seferler sonunda Hıristiyanlar, Müslümanları yakından tanıdılar. Muharebe meydanlarında aslanlar gibi cesurane döğüşen Müslümanların, aslında çok merhametli, iyiliksever, misafirperver olduklarını yakından gördüler. Müslümanların, papazların bahsettikleri gibi olmaması, Avrupalı Hıristiyanların daha önceki düşüncelerini değiştirdi. Papalık, bu seferlerin masraflarını karşılamak gayesiyle Hıristiyanların ruhani işleri için vergi almak adetini çıkardı. Bulunduğu çevrenin kilisesine vergisini vermeyenler Hıristiyanlıktan afaroz edildi. Misyonerler faaliyetlerini artırıp, Asya ve Afrika’da Hıristiyanlığı yaymaya çalıştılar.

Haçlı seferlerine katılan şövalyelerin Müslümanlar karşısında güçsüzlüğü anlaşılınca, derebeylik idaresi zaafa uğradı. Merkezi otoritenin hakimiyeti artıp, Avrupa’da krallık rejimi kuvvetlendi. Köle durumundaki köylü, toprak sahibi efendilerinden arazi alarak, mal mülk sahibi oldu. Avrupa’da aralarında büyük eşitsizlik ve adaletsizlik uçurumu bulunan sınıflar arasındaki fark kısmen azaldı. Doğu sanat ve medeniyetini tanıyıp, İslami eserlere hayran olan Haçlılar, Müslümanlardan sanat ve teknik alanda birçok yenilikleri ve keşifleri öğrendiler. Pekçok eseri yağmalayarak Avrupa’ya kaçırdılar. Bu ise Avrupa’da ilim ve tekniğin gelişmesine sebep oldu. Müslümanlardan kağıt ve pusulayı da öğrenen Haçlılarda gemicilik çok gelişti. Venedik, Cenova, Marsilya, Pisa gibi Akdeniz limanlarının önemi artıp, ticari faaliyetler hız kazandı. Bu şehirler serbest bölgeler mahiyetini alıp, Batı ve Doğunun ticareti gelişti.

Haçlı seferleri neticesinde Müslümanlar, Bizanslılar ve Yahudiler çok zarar gördü. İslam ülkeleri ve devletleri harab oldu. Yüz binlerce Müslüman; Anadolu, Mısır, Suriye ve özellikle Kudüs’te kılıçtan geçirilip, yerleşim alanları yağmalanarak yakılıp yıkıldı. Kadınlar ve çocuklar bile hunharca öldürüldü. Haçlıların kılıcından sadece Müslümanlar değil, Yahudiler, özellikle Ortodoks Bizans da nasibini aldı. İstanbul’un zenginliğine hayran kalan Latin Katolikler, şehrin sanat eserlerini zengin olmak hırsıyla yağmaladılar. Ortodoks ahaliye saldırıp mal, can ve ırzlarına ziyadesiyle zarar verdiler. İstanbullular şehri terk etmek zorunda kaldı. Haçlı zulmü o kadar arttı ki, asırlardır İstanbul’da bulunan Bizans İmparatorluk tahtı şehirden çıkarılıp, önceden Türkiye Selçukluları Devletinin başşehri olan İznik’e taşındı. Bizanslılar 1261 senesinde tekrar İstanbul’u Haçlılardan geri aldılar.

Haçlı seferleri neticesinde, İslam medeniyetini tanıyan Avrupa’da ilim ve teknikte gelişmeler olup, merkezi otoritenin kuvvetlenmesi yanında, müslümanlara karşı asırlarca devam edecek askeri, siyasi, iktisadi ve kültürel politikanın da tespit edilip, safha safha tatbikine sebep olmuştur. Osmanlı Devletine ve diğer Müslüman devletlere karşı, 1364 Sırpsındığı, 1389 Birinci Kosova, 1396 Niğbolu, 1444 Varna, 1448 İkinci Kosova, 1453 İstanbul, 1538 Preveze, 1571 Kıbrıs, 1683 Viyana Kuşatması, Osmanlı Devletinin yıkılması ve 1919-1922 istiklal mücadelemizde Haçlılar ittifak edip, Müslümanlara karşı cephe aldılar. Hatta Kudüs’ün elimizden çıkması üzerine müttefikimiz olan Almanlar bayram yaptılar.

Batılıların geçen asırlarda ve günümüzde İslam ülkelerine karşı tatbik ettikleri yayılmacılık ve sömürgecilik hareketleri, İslam dinine saldırmaları ve Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak için yaptıkları bütün dejenerasyon faaliyetleri, geçmişteki haçlı seferlerinin halen soğuk harp, kültürel ve ekonomik harp olarak devam ettiğini göstermekte, bugün bile pekçok eserimiz çalınarak batıya kaçırılmaktadır. Aksine batıdan ülkemize kaçırılmış bir tek eser bile görülmemiştir. Batı her hususta bunu bugün bile tatbik etmektedir.